|
![]() İstanbul’da iyi tanınan bir hastanenin ortaklarından olduğunu varsaydığımız Sinan Bey, bu sayıdaki hayali vakamızın başkahramanı. Hayal bu ya, Sinan Bey’in düşüncelerini izleyebiliyoruz… Sinan Bey yalnız başınadır ve aklında sadece hastanesinin sorunları vardır. Birçok sorunun yanı sıra kafa yorduğu bir konu vardır. Aslında belki de tüm sorunlara çözüm getirebilecek bir düşün peşindedir: Sağlık Turizmi… Düşüncelerine sızabildiğimiz kadarıyla anlarız ki Sinan Bey işin içinden çıkamamaktır. Belki sizler ona yardımcı olmak istersiniz… Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Onur YARAR Sağlık Yöneticileri Derneği Başkanı Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Sinan Bey ara ara yaptığı gibi bir haftasonu inzivasına çekilmişti, İstanbul’a “hem yakın hem uzak” Sapanca’da hanımdan, çocuklardan ve hastaneden uzak, sadece düşünmek için bir haftasonuydu. Yanlış anlaşılmasın tamamen yalnız bir haftasonu hem de. Sinan Bey İstanbul’da iyi tanınan bir hastanenin büyük ortaklarından biriydi. Hastane 2008’e kadar beklentilere uygun bir büyümeyi yakalamıştı. Ancak son dönemlerde etkin olan hükümetin değişken politikaları dolayısıyla zorlanmaya başladılar. Bu koşullarda tek yapabildikleri hastanenin çizgisini aşağıya düşürmemek için çaba sarf etmekti. Sağlık sektörüne diğer işlerinden sonra girmesine rağmen, Sinan Bey bu alanda da profesyonel anlayışla planlamalar yapıyordu. Yenilik peşinde koşuyor, sağlık yönetiminde uzmanlaşan profesyonellerle çalışmayı tercih ediyordu. Doğrusu bu ya, sektörün daha fazla uzman yöneticiye ihtiyacı vardı. Sektörde var olanlardan belli mevkilere gelenlerin bir kesimi konuşma yetenekleriyle patronları etkileyebiliyordu. Bir başka kesimse gerçekten işlerine hâkim oldukları halde kendilerini iyi tanıtamayanlardan oluşuyordu. Sinan Bey, Sapanca’daki haftasonunda, sektörün genel sorunları üzerine, biraz da karamsarlıkla, kafa yorarken birden bire aklına “sağlık turizmi” geldi. Bu konuda kendi kuruluşunda neler yapmıştı, neler yapmalıydı veya yapmamalıydı? Aslında ortağı olduğu hastanenin alt yapısı gayet iyiydi, Avrupa’daki pek çok hastaneye göre hem bina, hem cihaz, hem de ekip üstünlüğüne sahiplerdi. Bunlarla birlikte yine de yurtdışından hasta getirmek ne derece gerçekçiydi? Sinan Bey önce sağlık turizmi için harcanan paralara baktı: Hastaneye bu işle ilgi bir koordinatör almışlardı. Koordinatörleri yurtdışını dolaşıp duruyordu. Fuarlara katılıyordu. Bir de hastane olarak yurtiçinde bir iki fuar ve kongreye katılmışlardı. Ama Türkiye de düzenlenen fuarlar “körler sağırlar birbirini ağırlar” havasında gelip geçiyordu. Bu kongrelerden birine Sinan Bey de kendi isteğiyle ve beklenti içinde gitmişti. Ama sonra baktı ki, bu da “bakanlıkta birilerine para aktarma” metoduna dönüşmüştü. Canı sıkıldı; “sağlık sektörü belli bir kesimin elinde nereye gidiyor” diye… Sinan Bey ve ortakları hastaneleri için yurtdışından birkaç sigorta şirketiyle de anlaşma yapmışlardı. Tamam, bir iki dolandırıcıya da para kaptırmışlardı “ama bu da işi öğrenmenin acı bedeli olsa gerek” diye kendi kendine güldü. Öte yandan hastanesini aklına getirdi yeniden… Bu hastanenin işleri düzgündü, İstanbul dünyanın gözbebeği kentlerden biriydi, “neden Hindistan’a, Tayland’a gidenler bize gelmesin, neden Avrupa’nın yarı fiyatına burada tedavi olmasınlar” diye söylenip duruyordu. Çünkü beklenen hasta akışını bir türlü sağlayamıyorlardı. Bir yerde eksik mi yapmışlardı, daha fazla mı çalışmaları gerekiyordu, yoksa hastaneler birlikte mi bir şeyler yapmaları gerekiyordu? Hükümet desteği istemiyordu “gölge olmasınlar yeter” diye düşündü. Hastanesine yabancı hasta akışını artırmak için daha fazla ne yapmaları gerekiyordu? Acaba sağlık turizmi birilerinin cebini doldurmak için oluşturdukları bir balon muydu? Yoksa Türkiye gerçekten bir sağlık turizmi cenneti olabilir miydi? Öyle üç beş hasta değil, sağlanan cironun yüzde 10-20 belki de yarısı yabancı hastalardan gelebilir miydi? Üç kuruşa SGK’ya sıradan işler yapılacağına, dünya ölçeğinde ve sermaye akışına katkı sağlayacak şekilde yabancı hastalara nasıl hizmet sunulabilirdi? Evet, bir yerde bir şeyler eksikti… Fakat Sinan Bey tek başına bir haftasonunda bu problemi çözmekte yetersiz kaldı. Siz olsaydınız Sinan Bey’e neler söylerdiniz? Aklına takılan sorulara nasıl yanıt verirdiniz? ![]() Sağlık Turizmi balon değildir
Strateji Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü ve Bozlu Holding Sağlık Grubu Pazarlama ve Yurt Dışı Yatırımları
İşletme Koordinatörü Meri BAHAR, örnek vakayı şöyle yorumladı:
Öncelikle sağlık turizmi bir balon değildir. Ancak, yabancı hastanın sınırları geçip sizin kurumunuzu bulabilmesi için gerekli bağlantıları yapmanız zaman alıyor. Ancak hizmetiniz ve altyapınız doğru ve yabancı hastanın bazı temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa yürüttüğünüz geminin yelkeni mutlaka rüzgâr alıyor. Sinan Bey’e, düşüncelerini değiştirebilmesi önce sorduğu sorulara ek olarak başka sorular da sormasını ve bu soruları cevaplamasını önererek yardımcı olabiliriz. Sinan Bey kendine su soruları sormalı ve cevaplarını bulmalı: 1) Yurtdışından hastaların ağırlıklı geldiği tedavi konularında ne kadar deneyimli bir hekim grubunuz ve ekibiniz var? 2) Türkiye içinde bu işi son 5 yıldır sürdüren diğer sağlık kuruluşlarından sizi ayıracak özellikleriniz neler? 3) Ekibiniz yabancı hasta ve yakınlarının lojistik ihtiyaçlarını mükemmel bir şekilde sağlayabiliyor mu? Yabancı lisan konuşma oranı nedir, hangi lisanlar? Burada sadece hekimler değil, hemşirelik ve idari kadrodan da bahsediyorum. 4) Yıllık toplam pazarlama bütçenizin ne kadarını yurtdışı tanıtım çalışmalarınıza ayırabilirsiniz? Bu fonu ve yurtdışı networkünü iyi yönetebilecek bir ekibiniz var mı? 5) Bu işe ayırdığınız tanıtım fonunun geri dönüşü ile ilgili gerçekçi beklentileriniz var mı? Ne kadar sabırlısınız? 6) Web tabanlı çalışmalarınız ne kadar güçlü? Web siteniz olmasından bahsetmiyorum dijital pazarlamayı ifade ediyorum. 7) Akredite bir sağlık kuruluşu musunuz? Uluslararası rekabet günümüzde hızlı bir yol kat edebilmek için önemli bir kriterdir. 8) Ekipleriniz bu konu hakkında çalışan sivil toplum örgütlerine ne kadar entegreler? Ülkesel gelişim için mesai harcıyorlar mı? 9) En önemlisi üst yönetiminiz ve hekimleriniz bu işe kendilerini ne kadar adayabilecekler? Tüm bu sorulara yönelik sağlam ve uzun süreli olabilecek cevaplarınız varsa o halde bu işe başlayabilirsiniz. ![]() Uluslararası hasta konusu sürekli ilgi ister
Bayındır Sağlık Grubu İletişim ve Pazarlama Koordinatörü Levent UYANIKER’in örnek vaka hakkındaki yorumu şöyle:
Uluslarararası hasta konusu başlı başına bir departman kurulumunu gerektiren tam zamanlı emek isteyen yüksek eforlu bir çalışmadır. Hastanenin idari ve tıbbi kadrosunun bu yüksek tempolu çalışmayı öğrenmesi, benimsemesi ve sürdürülebilir kılması uluslararası hasta transferi konusunun başarısını belirlemektedir. Yurtdışı hastaya yönelik pazarlanabilecek branşların seçiminden, bu branşlara yönelik uygulanacak fiyat politikasına kadar birçok faktör süreci olumlu ya da olumsuz etkilemektedir. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya genelinde bir değerlendirme yapılacak olursa şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bizim “Uluslararası Hasta” dediğimiz akış aslında komşu ülkelerden gelmektedir. Komşularımız öncelikli alanlarımızı oluşturmaktadır. Avrupa’dan Türkiye’ye yönelik Türk kökenli vatandaşlarımızı saymazsak bu ülkelerden Türkiye’ye genel anlamda estetik, saç ekimi gibi alanlarda bir yönelmenin olduğu gözlenmektedir. Ne demiştik? Komşu ülkelerdeki nüfus içindeki belirli kesimler Türkiye’de tedavi olmayı tercih etmektedir. Tercihi belirleyen ilk unsur fiyattır. Verilen fiyatlar birçok sağlık kuruluşundan alınan fiyatlarla karşılaştırılmaktadır. Fiyatı izleyen ikinci önemli faktör ise güven unsurudur. İnsanlar güvenmediği yere gitmezler. Kendisine bildirilen fiyat olduğu yerde dururken tedavi masraflarının alıp başını gittiği sağlık kuruluşuna kimse gitmez. Bu yüzden hastaya ne fiyat verdiyseniz hasta taburcu olurken o fiyatı ödeyip çıkmalı ve sürecin güvenirliği her vakada kendini göstermelidir. Hastanenin hasta getirmek istediği ülkelerde yapacağı tanıtım önemlidir. Ülkenin kültürel kodlarına göre tanıtım stratejisi ortaya konulmalıdır. Yurtdışı hasta departmanı tanıtım konusunda sürekli kendini geliştirecek adımlar atmalıdır. Yapılacak en iyi tanıtım ne binlerce TL aktarıp yaptırdığınız reklam filmi, ne basılı mecralarınız ne de katılacağınız fuarlardır. En iyi tanıtım sizden taburcu olan hastanın ülkesine giderken yanında götüreceği memnuniyetidir. Mutlu hasta en iyi iletişim aracıdır. Uluslararası hasta konusu sürekli ilgi isteyen bir konudur. Elinizi çektiğiniz anda o da size nankörleşecektir. Ülke içinde bildiğiniz bir alanda yaptığınız pazarlama faaliyetlerinden farklı bilmediğiniz bir alanda, rekabetin bin türlü şekli ile mücadele edilmesidir. Bu süreci hem sahadaki pazarlama ekibi iyi bilmeli hem de bu süreç, yönetim kadrosuna öğretilmelidir. Yurtdışından gelen hastaların sağlık hizmetlerini karşılamak, organize etmek ve hastaneyi yurtdışında tanıtmak öncelikli alanlar arasında gelmektedir. Hastanenin yurt içindeki başarılarının yanı sıra, yurtdışı hasta departmanı ile bölgesel yakın coğrafyada marka olmasının sağlanması temel hedef olmalıdır. Sağlık hizmeti almayı talep eden yabancı hastalara, başvurdukları ilk günden, ülkelerine dönene kadar kesintisiz hizmet vermek burada stratejik bir öneme sahiptir. Hizmet talep eden kişiyle doktor arasında iletişim köprüsü kurarak, hastanın tıbbi problemine çözüm bulmalarına yardımcı olmak yurtdışı hasta departmanının görevleri arasında yer almalıdır. ![]() Sağlık turizminde sorular, sorunlar ve çözümler
Hisar Intercontinental Hospital Pazarlama Müdürü Habip UYSAL vaka ile ilgili görüşlerini şöyle aktarıyor:
Sinan Bey’in aklındaki sorular aslında sağlık sektörünün soruları ve sorunlarıdır. Bugün A grubu diye adlandırdığımız büyük yatırımlı hastaneler de yurtdışı hasta sayılarını ve cirolarını arttırmaya çalışmakta, sadece belirli bir branşta hizmet veren dal merkezleri de pastadan kendilerine düşen payı almaya çalışmak için çaba göstermektedirler. Öncelikle şu kavramların net olarak birbirinden ayrılması gerekmektedir: Turizm Sağlığı, Sağlık Turu ve Sağlık Turizmi. Ülkemizdeki Sağlık Turizmi olarak algılanan faaliyetlerin birçoğu aslında Turizm Sağlığı faaliyetidir. Yani ülkemize gezi, tatil amacı ile gelen turistlerin bu sürede başlarına gelen sağlık sorunlarının giderilmesi için gerçekleştirilen faaliyetlerdir. Bu faaliyetler kapsamında hizmet verebilmek için yurtdışı sigorta şirketleri ile doğrudan ya da asistans firma aracılığı ile anlaşmalar yapılmaktadır. Bu anlaşmalar çerçevesinde de yurtdışından sürekli hasta geleceği varsayımı ile hareket edilerek yanlış beklentiler içerisine girilmektedir. Turistin Türkiye’ye gelmesi, geldikten sonra sağlık sorunu yaşaması, yaşadığı bu sağlık sorunu nedeni ile hastaneye başvurması ve başvurulan hastanenin anlaşmalı hastane olması şeklinde sürecin tamamlandığı göz önünde bulundurulduğunda, sağlık turizmi beklentisi ile realitenin örtüşmediği görülmektedir. Bazı kurumlar tıpkı turizm sektöründeki paket programlarda olduğu gibi sağlık hizmetini paketleyerek hastaya sadece sağlık hizmeti sunmaktadırlar. Örneğin saç ekimi için ülkemize getirilen bir kişi hava alanından hastaneye transfer edilip, işlemi yapılıp, ülkesine gitmek üzere tekrar hava alanına götürülmektedir. Bu kişiye sağlık hizmeti dışında herhangi bir hizmet verilmediğinde ötürü bu tarz faaliyetler sağlık turizmi olarak değil sağlık turu olarak adlandırılmalıdır. Ülkemize doğrudan sağlık sorunlarının çözümlenmesi için gelen kişilere verilen hizmetlerin tümünü Sağlık Turizmi olarak adlandırmak daha doğru olacaktır. Bu açıdan bakıldığında Sağlık Turizmi hem sağlık sektörünü hem de turizm sektörünü ilgilendirmektedir. Sağlık hizmeti ile birlikte transfer hizmeti, konaklama hizmeti ve bütün bunların yanında operasyon öncesi şehir turu, minik bir turizm paketi gibi birçok hizmetin aynı anda organize edilmesi gerekmektedir. Bu kavram kargaşası aslına çok yeni olan, yeni olması yanında sürekli gündemde olan Sağlık Turizmi filizinin doğru bir şekilde büyümesini ve ülkemizin bu alandaki pasta payının artmasını engelleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında dünyada var olan 65 milyar dolar Sağlık Turizmi pastası ufak müdahalelerle 100 milyar dolara çıkabilecek potansiyeldedir. Sağlık hizmeti sunmak belli kıstaslar ve taahhütler içerdiğinden ve bu taahhüt ve kıstasların genellikle ülke vatandaşlığı bazında yapılmasından ötürü kanunlar ve uygulamalar ülkeden ülkeye farklılıklar gösterebilmektedir. Bu farklılıklardan ötürü bir ülkeden başka bir ülkeye sağlık hizmeti vermek üzere hasta transfer etmenin çok kolay olmayacağı da göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle Avrupa Topluluğu dışına planlı tedavi amacıyla çıkışlara müsaade edilmediği, sadece acil durumlar için başka ülkeden sağlık hizmeti alınabildiği de gözden kaçırılmaması gereken önemli bir konudur. Bundan ötürü Avrupa Topluluğundaki kişiler daha çok sigorta kapsamı dışında kalan ve isteğe bağlı tedavi işlemleri için yurt dışını tercih edebilmektedirler. ABD’de durum biraz daha faklı şekilde gözlenmektedir. Özellikle son gelişmelerle birlikte sağlık hizmeti maliyetinin ucuz olduğu ülkelerden devlet bazında sağlık hizmeti alımı söz konusudur. Arap dünyasından hasta transferi konusunda da ülkemizin sağlık hizmetlerinde yeterince bilinmemesinden ötürü Arap dünyası daha çok Avrupa’yı ya da maliyetleri yüksek de olsa ABD’yi tercih etmektedir. Türkî Cumhuriyetlere baktığımızda potansiyel olmakla birlikte insanların ekonomik nedenlerden ötürü bizi tercih etmekte sıkıntı çektiklerini gözlemlemekteyiz. Tüm bu saydığımız pazarlarda pazarlamanın temel kuralları olan 5P’nin bir araya gelemediğini ve bu sebeple istenen seviyede pazar oluşmadığını gözlemlemekteyiz. Sonuç olarak sağlık turizmi tam olarak nedir? Bu konuda bize ne gibi ödevler düşmektedir? Sağlık kurumları ne yapmalıdır? Turizm sektörü neler yapmalıdır? Hükümet neler yapmalıdır? Bütün bu soruların cevabı net bir şekilde ortaya konulmalı ve tüm bunlar organize bir şekilde yürütülmelidir. Hastanelerin münferit olarak çabalaması yerine konunun total olarak ele alınması gerekmektedir. Aksi takdirde Sağlık Turizmi konusu içi boş bir söylem olmaktan ileriye gidemeyecektir. Sağlık turizmi ilk bakışta küçük bir çocuğun zihninden bize yansıttığı bir hayal olarak görünse de dinamik, akılcı ve kontrollü planlarla hayata geçirildiğinde birçok sektörü aynı anda harekete geçirebilecek yeni bir sektör olarak karşımıza çıkabilecektir. ![]() Sağlık turizmi sektörler arasında işbirliğiyle başarıya ulaşır
TURSAB Sağlık Komitesi 2. Başkanı Çiğdem DİNÇ değerlendirmelerini şöyle aktarıyor:
Merhaba Sinan Bey, Bugün tesadüfen benimde Sapanca’da olmam ve sizinle burada karşılaşmamız güzel bir tesadüf oldu. Bu sohbetimiz sırasında; bence aklınızı kurcalayan sorulara cevap bulabileceksiniz ve Türkiye’de Sağlık Turizmi hakkında son yıllarda yapılan çalışmaları duyduğunuzda daha da iyimser düşünmeye başlayacaksınız. İnanıyorum ki bu konuda bakış açınız genişleyecek ve motivasyonunuz artacak ve gelecekte hayal dediğiniz her şey gerçekleşebilecektir. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur…” M. Kemal Atatürk’ün sözü; günümüzde tüm dünyada bir yaşam felsefi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hayatın anlamı mutlu olmaktır, mutlu olmanın ilk şartı sağlıklı olmaktan geçer. Kişi ne kadar sağlıklı ise o kadar şanslıdır. Biz Türkler doğuştan şanslıyız... Çünkü öyle eşsiz topraklar üzerinde yaşıyoruz ki yüz yıllardır üzerinde yaşayan tüm medeniyetlere sahip olduğu tüm zengin doğal yeraltı ve yerüstü kaynaklarını hiç bir karşılık beklemeden sunmuş olan çeşitli zenginlikler ile dolu Anadolu’ya sahibiz. Sahip olunan termal ve doğal zengin içerikli mineraller doğanın bir lütfudur. Tüm bu değerlerle bir bütün oluşturan Doğu ve Batı sentezi kültürümüzle, Türkiye sağlıklı yaşam koşullarını sağlayabilen en iyi destinasyon olarak tüm dünyada dikkat çekmektedir. Yüzyıllardır süregelen sağlıklı yaşam tarzında tarihteki ilk uygulamalar arasındaki zengin mineralli termalleri ile Türk Hamamı kültürüne alternatifler yaratmayı başaran Türkiye; Spa ve Wellness (Sağlıklı Yaşam Merkezleri), Yaşlı Turizmi ve Medikal ve Tıp Turizminde de son on yılda çok hızlı bir gelişmeler kaydetmeyi başarmıştır ve gelişmeler sürdürülebilir turizm adına yoğun ve bilinçli bir şekilde devam etmektedir. Türkiye’mizin dört bir yanındaki komşularımız başta olmak üzere uluslararası havalimanları ve deniz ulaşım imkanlarının genişliği ile sağlanan ulaşım kolaylığı en büyük avantajımızdır. Bu sayede; tüm dünyaya sahip olduğumuz değerlerimizi; modern teknoloji ile birleştirerek Sağlıklı Yaşam Paketleri olarak sunmaktan gurur duymaktayız. Özellikle uluslararası sigorta şirketlerinin ve yabancı dünya devletlerinin sunduğu alternatifli sosyal sigorta güvence çözüm ve destek paketleri imkânları doğrultusunda, ülkemizde her geçen gün güvenli ve bilinçli sağlık turizmi konusundaki artış haklı bir gurur kaynağı oluşturmaktadır. Türkiye’de Sağlık ve Turizm sektörünü tek bir çizgide birleştiren Sağlık Turizminde; TURSAB’a kayıtlı, bilinçli, konusunda uzman seyahat acenteleri, konuklara konaklama, transfer, tur programları gibi turizm servislerini sunarken ile sağlık sektör temsilcileri ile yaptıkları işbirliği neticesinde bilinçli ve doğru özellikle tıp turizmi başta olmak üzere tüm sağlık teşhis ve tedavi paket danışmanlık ve uygulama servislerinin teminini de sağlayabilmektedirler. Sağlık sektörü temsilcileri de turizm servisleri konusunda aynı hassasiyeti konusunda uzman seyahat acenteleri ile işbirliği içine girerek gerçekleştirmektedir. Böylece sağlık turizmini meydana getiren tüm bileşenlerin ortak bilinç içinde hareketi ve tüm uzmanlıkların; tek bir hedef için birleşmesi ile tüm konukların ülkelerine “mutlu ve sağlıklı “ olarak geri dönmelerini sağlanabilmektedir. Tedavi sonuçlarının takibi konularına, özellikle hizmeti veren sağlık sektörü yetkilileri tarafından uzun vadeli düşünülerek gösterilen eğitim ve hassasiyet aynı bilinçte kendini geliştirerek devam etmektedir.Bu sayede her iki sektör bileşenlerinin sahip oldukları profesyonelliklerini; gelen tüm yabancı ve yerli konuklarına en iyi şekilde sunmak üzere işbirliği içinde, bilinçli bir şekilde hareket etmeye dikkat etmeleri ülkemizin Sağlık Turizmine büyük katkılar sağlamaktadır. Amacımız, konuklarımıza; fiziksel-bedensel sağlığı sunmanın yanı sıra zihinsel- ruhsal sağlığı da sunmak ve gelecek kuşaklara sağlıklı bir geçmiş ve gelecek bırakarak yaşam kalitesini arttırmaktır. Sağlık turizminin Tıp Turizm’i alanında hastanelerin ve tıp merkezlerinin neler yapması gerekliliği konusunda; aslında henüz daha bu işin başındayken yapılması gereken en önemli faktör şudur: Sağlık Turizmi iki ayrı kelimeden oluşmaktadır ve sağlık sektörünün bileşenleri ile turizm sektörü bileşenlerinin bir araya gelerek vermesi gereken hizmetler bütünüdür. Sağlık ve Turizm sektörlerinin en önemli ortak noktası servis ile ilişkili olmaları ve hizmet veren ve hizmet alan olarak insana bağımlı olmalarıdır. Özellikle hizmet veren insanların tam donanımlı ve eğitimli olarak istihdam edilmiş olmaları şarttır. Sağlıkla ilgili eğitim alırlarken eğer turizm konusunda da hizmet verme eğilimi içindelerse bu şekilde eğitilebilmeleri sektörü başarıya götürecektir. Eğitim konusunda da sektörlerin el ele vererek ortak eğitim programları oluşturabilmeleri ve bu eğitimlerin sürdürülebilir olması şarttır. Hastanelerde verilen hizmetlerin kalitesinin uluslararası alanda tescil edilmesi örneğin; kar amacı gütmeyen ve sağlık alanında uluslararası bir derecelendirme kuruluşu olan Joint Commission International tarafından yapılan değerlendirme ile JCI sertifikasının alınması en büyük artıdır. Ayrıca hastalıkların teşhis ve tedavisinde branşlaşmak ve özellikli konularda en iyi servisi vererek hastaneyi ön plana çıkarabilmek, pazarlamanın en iyi şekilde olabilmesi için bir anahtardır. Her hastane sahip olduğu kaynakları ön planda tutarak; belki onkoloji, üroloji ve başka bir ana bilim dalında verilen servisi ile ön plana çıkmalı ve uzmanlaşmalıdır. Bu sayede; Türkiye’nin de yurtdışından ülkemize spesifik konularda tıp turizmi için gelecek hastaların potansiyeli kendiliğinden oluşmaya başlayacaktır. Kanaatimce; sağlık turizmi ile ilgili ülkemizi marka bir destinasyon olarak ön plana çıkarmaya çalıştığımız bu zaman diliminde; Türkiye’mizde yapılan en büyük yanlışlardan biri de sağlık turizmi ile ilgili olan ama birbirinden bağımsız birçok resmi ve gayri resmi kurumun, örgütün, derneğin, sağlık kuruluşunun ve en önemlisi bağımsız doktorun kişisel çabalarla, çoğu zamanda deneme yanılma yöntemleriyle, özellikle yurtdışında bu oluşuma bilinçsizce ama iyi niyetli olarak katkı sağlamaya çalışmalarıdır. Aslında bu çabaların hepsi aynı amaca hizmet etmeye çalışırken, yapılan çalışmaların enerjilerin boşa harcanması, kaynakların yanlış kullanımı; zaman kaybı, maddi kayıplarla motivasyonların kırılmasına neden olduğu bir gerçektir. Diğer önemli bir unsur da yanlış uygulamalar ve yanlış yapılan her hareket Türkiye sağlık turizmine daha yolun başında zarar verebilmektedir. Bilinçli yapılan tüm çalışmalara ve yatırımlara teşekkür etmek isterim ama yapılan çalışmaların zamanı geldiğinde paylaşılması gereklidir. TURSAB Sağlık Komitesi olarak bizim amacımız tüm bileşenleri; Sağlık sektörünü, Turizm sektörünü ve bu iki sektörün olmazsa olmazı; sigorta sektörünü bir araya getirerek; ortak bir sağlık turizm platformunda buluşturmaktır. Bu şekilde sektöre hizmet amaçlı yapılan tüm kuruluşların çalışmaları belli periyotlarda paylaşılabilecek, üzerinde fikir alış verişi yapılabilecektir. Bu şekilde; gerek pazarlama gerek istihdam; gerek hukuki konularda gerekse sigorta konularında belli sürdürülebilir, sağlık turizmi standartları sağlanabilecek ve gelişen şartlara göre yenilenebilecektir. Sağlık sektöründe hizmet veren karar vericiler; bir konuda biz turizmcilere tam güven sağlamalıdır. Şöyle ki; her yıl belli periyotlarda ve değişik destinasyonlarda yurtdışında ve yurtiçinde yapılan fuarlarda ülkemizin sahip olduğu potansiyel ve aynı zamanda 12 ayı kapsayan çeşitli turizm ürünler yelpazesine; “sağlık turizm paketlerini” de sunabilmeleri için işbirliğine girebilmelidirler. Bizi başarıya götürebilecek tek bir gerçek vardır ki her sektör kendi uzmanlaştığı alanda hizmet vermelidir. İşbirliği ve ortak hareket ile ortak değer yaratılması ile kaynakların doğru kullanımı ve değerlendirilmesi; Türkiye’mizin sağlık turizminde başarılı olması için en önemli yoldur. Diğer bir konu da ülkemizde bizden hem sağlık konusunda hizmet bekleyen SGK’lı Türk vatandaşlarına verilen hizmetin kalitesinin çıtasının her zaman yüksek tutulması bir şarttır. Türkiye’yi sağlık turizminde ön plana çıkarırken ülkemizi medikal turizmde faklı kılan avantajları; modern tesisler, teknolojik metotlar, hızlı teşhis ve tedavi, hijyenik koşullar, kaliteli hizmet ve uygun fiyat olmalıdır. Başarı için haydi hep beraber hareket edelim ve amacımıza daha çabuk az kaynak harcayarak bilgimizi paylaşarak birbirimiz ile iletişim kurarak ulaşalım. .Unutmayalım ki; birlikten kuvvet doğar. ![]() ![]() |